Şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Eylül 2018 Pazar

Koynum ve Dünya Hali Üzerine




Zamanı gelmiş ve ertelenmiş
Buraya kadarların biriktiği ceplerimin boşalması gerekiyormuş
Öyle yaptım

Paçalarım sıvalı ve iki avucum kınalı şimdi
Uzunca ve enlemesine bir dere
Geçmeye korkmuş ve titrek dizlerimle
Göğe yönelmiş avuçlarım ve sırtı yere bakan ellerimle
Yok oluyorum

Paçavraları süsleyen şiirler bırakıyorum ve sıcak ekmek kokuları sarmış şehrin dört yanını
Yaşamak yasaklı bir kelime olmuş kalmış duvarlarda ve zaptiyeler kara çalmışlar üzerlerine
Yüzlerine bakılası kadınlar peçeler kuşanmış ve tadı kalmamış bir bardak çayın
Gökyüzünün kapkacına maruz kalmış çocukların uçurtmaları ve bir annenin feryadı kulaklarımda yine

Savaş alanı gibi göğsüm
Gördüğüm, kördüğüm
Önsözümü yazmış Tanrı
Bakma güldüğüme
Dudaklarımın ezberinde hala hüzün

Yırtık ayakkabısı yağan yağmurun istilasında
Gencecikti be insaf
Dizleri kanayana kadar kanmış sana
Yanmış, aldanmış

Bu coğrafyanın ezgisi acıyla dolu ve ağıtlar annelerin ağzında
Bir meme ister bebek haliyle ve yanı başında kan içer kardeşi
Bana kurşun atmayı değil hedef olmayı öğrettiler ve tabanca görünce göğsüm döner ona
En cesurumuz en önce öldü ve korkakların boynu hep inceldi

Demem o ki gölgesine kandığın ağaçları ve yuvasız bıraktığı kuşları
Son sözünü söyleyen şairi ve terk ettiği şiirini
Gelecek vadeden babayı ve harap ettiği çocuğunu
Bu gece aldım koynuma
Koynum dağlardan yüksek, ovalardan engin
Bu her biri için son durak
Bu gece
Koynum ölüm ve yaşamak.




11 Ağustos 2018 Cumartesi

Otuz


aşınmış omuzlarım
birkaç tel eskimiş göz kapaklarım
ve sesine sağır olduğum altı telli çalgının
vebali üstüme
kapılarından çıktım kendimin
dönmeyeceğim bu gidişle
bu akşamlar gecelere
bu geceler sabahlara döndükçe
bu böyle sürüp gidecek


korkarım bir başıma
ve otuz yaşımda
tabanları yürüdüğü ama varamadığı yollara hayret eden ayakkabılarımla
koca bir iç çekeceğim
böyle sevmemeliydim genç yaşımda

köşe başındaki masamın üzerinde
yine aynı saat aralığında okuyacağım
o malum şiiri
gözlerim göğe dönük
avuçlarım yere
toprak kokacağım günden güne biliyorum
ve inanmasan da aynalar bir gün bakmayacak yüzüme

içeriden sesi gelsin dilediğim o çocuğun
yahut tanıdık bir şeyler dilendiğim duvarların
zayıflığıma göz kırptığı akşamları
doldurdum avuçlarıma
sürdüm yüzüme
ve yüzüm
anıların mezarlığından ibaret


2 Ağustos 2018 Perşembe

Serüven


Ertelenmiş hüzünlerimin komşuluğunda 
Bir elim arşa varıyor 
Diğeri yakamda 
Sonsuz bir serüvenin tam orta yerinden 
Boşluğa atılıyorum 
Yakınıyorum ya bunca boşvermişlik 
Aynasında evimin 
Ve ben yokum aynalarca 

Duraklarca bekleyişler 
Şehirlerce yollar 
Bulutlarca hayaller 
Ve şarkılarca umut biriktiriyorum 

Bir akşam 
Bir sabahı özlemenin
Bir özlem bir sabahı beklemenin 
Bir beklemek sol cebimin avlusunu arşınlıyor

Dudaklarımı kurutan şiirler beni 
Gülleri kurutan kitaplar yeni 
Memleket hasreti seni 

Sönmek daha gür yanmayı 
Sövmek daha çok günahı 
Ve bir günaydın yepyeni bir hayatı müjdeliyor 

Selam olsun acı yanlarını koynuma sokan hayata
Selam olsun bağıra çağıra 
Uyanıyorum bir sabah 



26 Mayıs 2018 Cumartesi

İçindeyim ve En Dibinde



Nice kuş uçmaya küstü 
Bahar yapraklara 
Bulutlar gökyüzüne 
Mehtap seraplara 
Ben yine de senden den vuruyorum yağmur yıkarken yüzümü 
İçindeyim ve en dibinde aslında 
Attığım her adım nasıl da sıradan
Amaçsız ve riyasız 
Bunda senin de suçun yok aslında 
Çünkü ben içindeyim ve en dibinde 
Pas tutmuş bisikletiyle bir çocuğum hemen şu sokağın başında 
Manavın yanında emekli aylığımla 
Yahut köşe başında sevgilimle 
Birkaç cilveye kurban gitmiş ömrüm 
İçindeyim ve en dibinde ama yine de üşürüm 
Artık kolay kolay tutuşamam çünkü 

Sokakların sessizliğini tasvir etmeye niyetliyim 
Fakat kendime dönmekten yoruldum hayli 
Dövülmekten ve derinlere itilmekten de
Ama vazgeçmiyorum 
Sıradaki şarkı geceye gelsin 
Çünkü ben 
İçindeyim ve en dibinde 

Hayli soluk bir renk olmaya başladım
Masmaviydim 
Göktüm 
Buluttum 
Yemyeşildim 
Annemin gözlerinde gördüm önce 
Solmuşum
Babam gibi olmuşum 
Önümde uzanan yemyeşil ağaçlara bakmaksızın kurumuş dallara konmuşum
Hala şehrin orta yerinde
Memurlar derin bir uykudayken 
Beni sarıp sarmalayan sokak lambası ve sigara kokan ceketimle yazıyorum 
Uyumuş koca şehir 
Ve düşlüyorum o mavi şehri 
Buna özlem dense yadırgar, pişmanlık dense yüz çeviririm
Sevemedim bu şehri 
Doğru ama

İçindeyim ve en dibinde 

24 Mayıs 2018 Perşembe

Geceler de Yarım Kalır



Çokça yaprak düştü elimden
Ben ağaç olmaktan vazgeçtim önce
Toprak toprak olmaktan

Dikenli tellerle çevrildim
Lakin pamuksuydu tenim
Dikenlerimse doğuştan

Küf kokan odalarında yüreğimin
Valizini topladım
Yüzüm aynaların kabusu
Kalemi de kırdım
Hem şiir yazılır mı duvarlara
Yazdım
Hatırlanır mı olur olmadık şeyler halka açık yerde
Hatırladım

Koca yanardağa susmuş ağaç tanıdıklarım var
Esnafların kepenk  kaldırmaktan erindiği günlerde
Tüp kuyruklarını anmaktan yorulanlar
Ha bir de vefa hala yalnızca semt adı
Ve dilimde 'olsun'lar

Alnımın tepesinde yükselirken güneş
Adı konmamış şiirlerim var
Koca şehir surat yapar mı adama
Yapıyor işte
Yazıyor da okuyamıyorum diğerine
Kafamın içinde makul teklifler içeren pazarlık cümleleri
Bir yanım ay sonuna heba edildi çoktan
Kaça bölündüğümü bilmeden çözülmüş bir bulmaca gibiyim
Ve köşe başında bir aşk öldü hiç yoktan

Keza yarım yarım bana sunduğun tebessümlerine hiç imrenmemişken
4.Leventten yahut kız kulesinden
Koca şehir be
Sığamadım bir yerine ya
'Olsun'lar düşmez dilimden
Düşmez.

13 Nisan 2018 Cuma

Ve

Bizzat ellerimle bağlıyorum ağzımı
Duymamak için kendimi
Görmek istediğim ne varsa kendimden
Arka sıralarında yüreğimin

Üzgünüm
Ama ben zaten mağlup başladım bu harbe
Sönecek o mühim yıldızda gözüm
Umut onda parlıyor çünkü sadece

Ve
Bağlaç olarak seçtiğimden umudu
Cümlelerimden duyuyorsun

Ben ki
Hala bazı geceler unutuyorum uykuyu

Avuçlarımda biriken hüznü her sabah yüzüme sürdüğümden
Avuçlarım nasır
Bir iki tel düştü elime saçlarımdan
Yıllar aldı


27 Şubat 2018 Salı

Kaybolmak İstiyorum

Kaybolmak istiyorum . Yeterince kaybolmamış gibi. Dağınık saçlarım, sıklaşmış adımlarımla kaçar gibi bir halim var. Tanımak istemiyorum hiçbir yüzü. Gökyüzünü seyredip özgürlük düşlemem gereken yaşlarda başım yerden kalkmaz oldu. 
Olsun.

19 Şubat 2018 Pazartesi

Vazgeçmedim

Şiiri sev ya da sigara yak.
Her gün başka şeye ağla istersen.
Vazgeçmedim.

Gece ve Şiir



Baştan savma bir şiir okudum az önce.
 Bir paçavrayı kirletmişim yıllar önce bu şiirle.
Bitiyor şiirler. 
Her ne kadar sonsuzluğu vadetse de.
Bir şarkı çalınıyor kulağıma.
Üzülme diyorum omzumu sıvazlayıp.
Ben yettim kendime hep.
Böyle olacak bu gece de.
Ömrünü yarılamış şairlere nispet.

Nokta var her cümlenin sonunda.
Söyleyeceklerim bitmemişken.
Son vermeye çalıştığım her şey gibi bu şiir de tuttu yakamdan.
Olsun.
Su içmek ve uyumak gibi şiir yazmak.
Kesinlikle uyanmak ve yürümek gibi değil.
Hem kime ne benim ne yazdığımdan.
Yıllar önce yahut bu gece.
Yarın belki de gelecekten.
Geçmiş ellerimden.
Ellerim yüzünden.
Yüzüm hüzünden.
Hüzün gözlerimden okunuyor.
Çiçekleri bilmem ama benim şiirlerim benden önce soluyor.

4 Şubat 2018 Pazar

Yemin |Satır Arası

Yemin adlı şiirimi seslendirdim. Seslendirdiğim şiirler için YouTube kanalıma bakabilirsimiz efenim :)





31 Ocak 2018 Çarşamba

Şiirlerimi Seslendirmeye Başlıyorum

Merhabalar. Uzun süredir üstünde düşündüğüm bir çalışmaya ilk adımımı atmış bulunuyorum.Bildiğiniz üzere bir YouTube kanalım var. Artık orada seslendirdiğim şiirlerimi de yayınlayacağım. Şiirlerimi bir de sesimden dinlemek isterseniz eğer, bekliyorum. İlk seslendirmem aşağıdadır efendim. Şiirle,aşkla ve sevgiyle kalın.


28 Ocak 2018 Pazar

Erken Ölüm

Sonradan öğrenir imiş insan
Zaten bundan pişmanlık önyargılarımıza bir maske olmuş bunca zaman
Hem de bunca zaman
Yazık olurdu içime atıp sussam
İnsanı sustukları öldürürmüş ya
O hesap
Bundandır ne zaman hastalığım yoklasa göğsümü
Anlarım
Susmak ben öldükten sonra işe yaramaz
Hem hiç de yakışmaz kefen
Genç olana
Öyle ya
Nice insan
Genç yaşta ölse de bunu anlayamaz

Yar Dediğin Yara Açar

oradan baktığında hiç yanmayacak canın
dokunduğunda bile saramadın ki yaralarımı
yaraladın

seni anlatacak cümleleri birer birer  kırdın
sırayla 
bu yüzdendir umutla sana gelenler
döndüler koşarak
senin yüreğine benzer bir yüreğe kapılalı çok oldu,
unuttum yalan değil
nerede,ne zaman ve nasıl sevdiğimi onu
vazgeç artık 
umutlara hapsedip sonra şiirlerde ölmekten
olmuyorsa tamam yürüme bu yürekle
ya da sırtladığın sevginin hakkını ver

20 Ocak 2018 Cumartesi

Bitti Şiir




Aralanmış pencereden hayat sızıyor içeri
Kalabalık şehir
Bir ben yalnızlığı sevmişim
Kırılıyor kalemim
Uzun zaman olmuş
Parça parça eksilmişim
Yeni fark ettim
Uyanmak zor
Soğukluğunu kabul edip
Sus payı şiirlerimi sür dudaklarına
Biliyorum veda etmesen de
Çok oldu gideli
Soruyorum cevap alamasam da
Ve hiçbir kadın sen kokmuyor
Kokun ise tek tesellimdi
Baştan aşağı diyorum
Seninle lugatta bir tanım kazanmış bu adamı
Senin ardın sıra terk ettim
Acını gerdanıma sürdüm
Omuzlarım kaldıramayacağı bu yükü
Meğer ne güzel kabullenmiş
Penceremden sızan seni
Soğuk duvara sırtını vermiş gibi
Yüzünü asmış çiçekleri
Manolyaları ve menekşeleri
Top oynayan çoçukları
Hayalperest bulutların resmini
Anmasan da ismimi
Saklıyorum cebimde
Tanrı biliyor
Şiirler bitiyorsa
Sen kokuyor diye





16 Ocak 2018 Salı

Zifiri



Zifiri karanlık içim 
Sigaram bitmiş 
Hiç kullanmadan 
İçim geçmiş
Fark edememişim
Beni yoruyor zaman 

Ben bu kalbe nerden denk geldim

10 Ocak 2018 Çarşamba

Silüet



Yüzüm hüznü
Sakallarım güzü anlattı sana
Dudaklarım en güzel şiirleri gömdü
Ahşap kokan avuçlara

Annemin sesi kulağımda
Sabah kalkmak bilmeyen o çocuktan geriye kalmadı bir şey
Birer birer kaydı umut yıldızlarım
Ve
Tutunduğum her doğru bana yanlış yaptı

Her gece
Doğacak sabahın dertli makamını dinliyorum
Bir sigara tütüyor dudaklarımda
Babamın silüetinde beliriyorum

Burnuma yemek kokuları geliyor
Anı dediğin şey acıdan ibaret artık
Müjdem olsun
Ben bile tanıyamıyorum aynada gördüğüm o adamı.

9 Ocak 2018 Salı

Aklımın Ardı

İçime doğru
En derine yani
Yorulana kadar koştum
Sabah olmadı bir türlü
Bir sağa bir sola çarptım yatakta 
Göz kapaklarım firarda yine
Ve ben aramaktan bıkmışım aklımı
Son ses kulağımda çalıyor vicdanım
Yarım kalması gereken şiirler gibi bir yanım
Bir yanım geceye direniyor
Bir yanım bir çift heceye

Soldum
Ve sondum onca çiçek arasında
Beni de kurumuş nicelerinin arasına koydun
Olsun
Bana bir huzur
Biraz uyku ve çokça vefa borcun var
Kapadım gözlerimi


Göz kapaklarının komşuluğunda bir uyku bu
Ödünç bir huzuru ve zamansız bir mutluluğu tarif et bana.
Çünkü
Ben o günleri çoktan unuttum.





6 Ocak 2018 Cumartesi

Sabaha Karşı Yazdım,Ayazdı





Nicedir elim değmez yüzüne
Saçların düşmez yüzüme

Bir omuzda ağlamalık yaşlarım bunlar
Ve tam da keşkelik bir adam oldum senden sonra

Kokusu burnumda hala o güzel sabahların
İstanbul gibisin
Özlemin içimde bir yangın
Sahi nicedir böyleyim
Ve ne kadar sitem de etsem sana
O sitemlerden büyük hatrın vardır

1 Aralık 2017 Cuma

Yarım Kalan




umutlar bitti
güzel cümleler de öyle
şimdi benim için çal kemancı
sahi ne ara gittin?
tüm cevapların  boynunu büktü bu acı
dün
bölük bölük cümlelerin intiharını izledim
sildim tenime kazıdığını
tenimi soya soya sildim
sonra adınla kafiyeli küfürler savurdum
bir sigara yaktım yanık türküler gibi
ben dün gece intiharımı izledim
dileğim
o yarını yalanlayan dudaklarından adım eksilmesin

21 Kasım 2017 Salı

Misafir



Kirpiklerinden sarktığım o gecenin ertesiyim
Evvela çözelim şu işi
Nasıl yabancım oldun?

Günah kokan tenimde tırnak izlerin
Göğsün, dipsiz uykularımın meskeniydi
Kabullenemiyorum bir başka dudaklara konukluğunu
Korkum uzun süren bu misafirliğin

Sersemlemiş göz altı torbalarımı
Yorgun ellerimin üzerindeki çizgileri
Malum şarkılara hapsolmuş cümlelerini
Ve hiç bana dokunmamışcasına uzakları mesken edinen yüreğini
Yasak bildim kendime
Ben sana anca uzaktan bakabilirim artık
Böylesi daha iyi.