Emre Bektaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Emre Bektaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Şubat 2018 Pazartesi

Vazgeçmedim

Şiiri sev ya da sigara yak.
Her gün başka şeye ağla istersen.
Vazgeçmedim.

Gece ve Şiir



Baştan savma bir şiir okudum az önce.
 Bir paçavrayı kirletmişim yıllar önce bu şiirle.
Bitiyor şiirler. 
Her ne kadar sonsuzluğu vadetse de.
Bir şarkı çalınıyor kulağıma.
Üzülme diyorum omzumu sıvazlayıp.
Ben yettim kendime hep.
Böyle olacak bu gece de.
Ömrünü yarılamış şairlere nispet.

Nokta var her cümlenin sonunda.
Söyleyeceklerim bitmemişken.
Son vermeye çalıştığım her şey gibi bu şiir de tuttu yakamdan.
Olsun.
Su içmek ve uyumak gibi şiir yazmak.
Kesinlikle uyanmak ve yürümek gibi değil.
Hem kime ne benim ne yazdığımdan.
Yıllar önce yahut bu gece.
Yarın belki de gelecekten.
Geçmiş ellerimden.
Ellerim yüzünden.
Yüzüm hüzünden.
Hüzün gözlerimden okunuyor.
Çiçekleri bilmem ama benim şiirlerim benden önce soluyor.

4 Şubat 2018 Pazar

Yemin |Satır Arası

Yemin adlı şiirimi seslendirdim. Seslendirdiğim şiirler için YouTube kanalıma bakabilirsimiz efenim :)





28 Ocak 2018 Pazar

Erken Ölüm

Sonradan öğrenir imiş insan
Zaten bundan pişmanlık önyargılarımıza bir maske olmuş bunca zaman
Hem de bunca zaman
Yazık olurdu içime atıp sussam
İnsanı sustukları öldürürmüş ya
O hesap
Bundandır ne zaman hastalığım yoklasa göğsümü
Anlarım
Susmak ben öldükten sonra işe yaramaz
Hem hiç de yakışmaz kefen
Genç olana
Öyle ya
Nice insan
Genç yaşta ölse de bunu anlayamaz

26 Ocak 2018 Cuma

Acı, Bir Hikaye





Her gece aynı adamı selamlıyorum aslında. Umut dolu bir "Merhaba." ısmarlıyorum ona. Karanlıktan yüzünü seçemesem de biliyorum kim olduğunu. Bir kadına tutulmuş. Gün yüzüne çıkmak istemiyor. Işıklar hep sönük. Kapkaranlık odada her gece sabaha kadar tek başına oturuyor. Şiirler okuyor. Dudakları kapanıp açılırken körpe şiirlerle, sövüyor da bazen. Bir ara yüzüme baktı. Yemin ederim bir yakut gibi parlıyordu gözleri. Gözyaşlarıyla yıkanmış göz bebeklerinde hazin hayatını anlatıyordu. Hiç konuşmasa da anlatıyor birçok şeyi.


Dipsiz bir kuyudayım
Yazıklar olsun bana
Ki 
Hala ardın sıra savrulmaktayım

İçim burkuluyor. Yüzüne dokunmak istiyorum. Hıçkırıklarıyla ürperiyorum sonra. Okumaya çalıştığı o çok sevdiği kitabın sayfalarını yırtmak üzereyken bulmuştum onu geçen gece. Aynı kitabı sıkıştırmış kolunun altına, ayırmıyor yanından. Hüznü içimi burkuyor. Biliyorum. Uzun zaman olmuştu bu adam için için ağlamayalı. Yüzünü göğsüme basmak istiyorum. Gözyaşları dinene kadar saçlarını sevmek. Sessizliği bozan tek şey onun hıçkırıkları olmasın diye radyoyu açıyorum. Belki diyorum bir şarkı çalar umut dolu, belki hüznü mesken edinmiş yüzü güler. Çalan şarkıyla iç çekişi içimi yakıyor. Titreyen çenesi konuşmasına dahi engel olurken, bir şiir daha dökülüyor dudaklarından.

Biliyor musun ?
Durmazmış akacak kan
Ben de kopacakmışım inceldiğim yerden
Sarardım
Düştüm saçlarına
Sustum


Sarıldım ona. "Bir daha bırakmayacağım seni."




20 Ocak 2018 Cumartesi

Bitti Şiir




Aralanmış pencereden hayat sızıyor içeri
Kalabalık şehir
Bir ben yalnızlığı sevmişim
Kırılıyor kalemim
Uzun zaman olmuş
Parça parça eksilmişim
Yeni fark ettim
Uyanmak zor
Soğukluğunu kabul edip
Sus payı şiirlerimi sür dudaklarına
Biliyorum veda etmesen de
Çok oldu gideli
Soruyorum cevap alamasam da
Ve hiçbir kadın sen kokmuyor
Kokun ise tek tesellimdi
Baştan aşağı diyorum
Seninle lugatta bir tanım kazanmış bu adamı
Senin ardın sıra terk ettim
Acını gerdanıma sürdüm
Omuzlarım kaldıramayacağı bu yükü
Meğer ne güzel kabullenmiş
Penceremden sızan seni
Soğuk duvara sırtını vermiş gibi
Yüzünü asmış çiçekleri
Manolyaları ve menekşeleri
Top oynayan çoçukları
Hayalperest bulutların resmini
Anmasan da ismimi
Saklıyorum cebimde
Tanrı biliyor
Şiirler bitiyorsa
Sen kokuyor diye





10 Ocak 2018 Çarşamba

Silüet



Yüzüm hüznü
Sakallarım güzü anlattı sana
Dudaklarım en güzel şiirleri gömdü
Ahşap kokan avuçlara

Annemin sesi kulağımda
Sabah kalkmak bilmeyen o çocuktan geriye kalmadı bir şey
Birer birer kaydı umut yıldızlarım
Ve
Tutunduğum her doğru bana yanlış yaptı

Her gece
Doğacak sabahın dertli makamını dinliyorum
Bir sigara tütüyor dudaklarımda
Babamın silüetinde beliriyorum

Burnuma yemek kokuları geliyor
Anı dediğin şey acıdan ibaret artık
Müjdem olsun
Ben bile tanıyamıyorum aynada gördüğüm o adamı.

9 Ocak 2018 Salı

Aklımın Ardı

İçime doğru
En derine yani
Yorulana kadar koştum
Sabah olmadı bir türlü
Bir sağa bir sola çarptım yatakta 
Göz kapaklarım firarda yine
Ve ben aramaktan bıkmışım aklımı
Son ses kulağımda çalıyor vicdanım
Yarım kalması gereken şiirler gibi bir yanım
Bir yanım geceye direniyor
Bir yanım bir çift heceye

Soldum
Ve sondum onca çiçek arasında
Beni de kurumuş nicelerinin arasına koydun
Olsun
Bana bir huzur
Biraz uyku ve çokça vefa borcun var
Kapadım gözlerimi


Göz kapaklarının komşuluğunda bir uyku bu
Ödünç bir huzuru ve zamansız bir mutluluğu tarif et bana.
Çünkü
Ben o günleri çoktan unuttum.





6 Ocak 2018 Cumartesi

Sabaha Karşı Yazdım,Ayazdı





Nicedir elim değmez yüzüne
Saçların düşmez yüzüme

Bir omuzda ağlamalık yaşlarım bunlar
Ve tam da keşkelik bir adam oldum senden sonra

Kokusu burnumda hala o güzel sabahların
İstanbul gibisin
Özlemin içimde bir yangın
Sahi nicedir böyleyim
Ve ne kadar sitem de etsem sana
O sitemlerden büyük hatrın vardır

30 Aralık 2017 Cumartesi

Yabancı



Ben buna en okkalısından hüzün derim 
Geceleri siyah bir bulutum 
Isıtmayan tenim 
Ben artık kendime bile yetemiyorum
İstanbul gibiyim 


Her rengin koyu tonundan birazım 
Az sonrayım kıyamete
Ve çok yakınım hüzne 
Tabi ya 
Fazlayım ben bu bedene 
Fazla ve müsvedde

Bir çocuğun gözünde sanrıyım
Hep aynı adamın gözünde Tanrı 
Urganla dikilmiş dudaklarıma ağlarken annem 
Ben aynı bana  yabancı 


5 Aralık 2017 Salı

Bir YouTube Kanalım Vardı !

Youtube kanalım olduğunu yeniden hatırladım ve video çekmeye yeniden başladım. Keyifli dinlemeler.
Ayrıca kendi şarkılarımı veya yorumladığım şarkıları paylaşabileceğim bir SoundCloud hesabım da var. Tabi şiirleri de:)
Bekliyorum.
SoundCloud Hesabım : https://soundcloud.com/memre-bektas


Tertemiz

Var olma mücadelesi veren aciz ruhumun temizlenmesi için kaç kez yıkanması gerekiyorsa o kadar yıkadım
Ve tıkadım kulaklarımı anıların kirli sesine

Birkaç gece daha yastığıma konuk olacağım
Sonrası ise
Bana sürpriz olsun

Güzel günleri de bekleyin
Günleri güzel severek



1 Aralık 2017 Cuma

Yarım Kalan




umutlar bitti
güzel cümleler de öyle
şimdi benim için çal kemancı
sahi ne ara gittin?
tüm cevapların  boynunu büktü bu acı
dün
bölük bölük cümlelerin intiharını izledim
sildim tenime kazıdığını
tenimi soya soya sildim
sonra adınla kafiyeli küfürler savurdum
bir sigara yaktım yanık türküler gibi
ben dün gece intiharımı izledim
dileğim
o yarını yalanlayan dudaklarından adım eksilmesin

21 Kasım 2017 Salı

Misafir



Kirpiklerinden sarktığım o gecenin ertesiyim
Evvela çözelim şu işi
Nasıl yabancım oldun?

Günah kokan tenimde tırnak izlerin
Göğsün, dipsiz uykularımın meskeniydi
Kabullenemiyorum bir başka dudaklara konukluğunu
Korkum uzun süren bu misafirliğin

Sersemlemiş göz altı torbalarımı
Yorgun ellerimin üzerindeki çizgileri
Malum şarkılara hapsolmuş cümlelerini
Ve hiç bana dokunmamışcasına uzakları mesken edinen yüreğini
Yasak bildim kendime
Ben sana anca uzaktan bakabilirim artık
Böylesi daha iyi.

15 Kasım 2017 Çarşamba

Omuzlarında Dudaklarımın Yükü



yara ala ala nasır tutmuş tenime
kim dokunsa kâr etmez artık
yâr olsa
şifa olamaz
üç kere vursan beni
dördüncüye meylederim
ben deliyim
bin kere sarsan beni
nafile
bir kere öp geçsin
ne günahkar geceler bıraktım ardımda
tanrı bilir
sussam
o geceler dile gelir
ne şiirleri yarım bıraktım
okusan
ölebilirdim

şimdi mola vereyim hayatıma
biraz deniz göreyim
biraz yüzüne dokunsun ellerim
biraz sevişelim
cümbür cemaat
koşar adım gelen şarkıları kucaklayıp
o eski radyonun pimini çekelim
zaten her gece ölmüyor musun
bu kez beraber deneyelim
sarmaş dolaş kederlerini de ver bana
bir kadeh kaldır
seviştiğin adamları at kanından
öyle bir gece bağışla ki bana
tüm yollar kapına çıksın
öyle bir kadınsın ki
ruhum çıksın
sen benimle kal

11 Kasım 2017 Cumartesi

Bilet



Günaydın
Sensiz açtım gözümü
Şehir kütüphanesinin sabahı gibi değil
O duraktaki yıkık bize selam verdim
Gece zor geçmiş gibi
Ya da uyku harammış
Göz altlarım perişan
Avuçlarım buz
Dizlerim çürümüş peşinde sürüklenmekten
Fark edememişim
Neymişim
Ne kadar kalmışım
Safmışım
Pişmanlık değil de
Hata yapmışım
Güneş tepede
Mezuniyetine benzer bir gün gibi
Ama ben buralardayım biraz daha
Sen hayatın tırnak izlerisin
Takım elbisemin cebindeki ruj gibi
Siyah beyaz fotoğrafıma gökkuşağı gibisin
O altı telli çalgının elime yakıştığı kadar yakışıyordun bana
Gülüşlerimin tapusunu aldığın o gün gibi
Uzun ve sonsuz
Yalnız ve yürünmez bir yol
Sonunu arayan bir son
Dudaklarının kirinde boğulan bir şarkı gibiyim
Sana değerdi
İyi akşamlar
Çünkü seninle istiklaldeyiz
Hem de cezayir sokağında
Kazı çalışması bitmiş çoktan
İşçiler evlerine gitmiş
İstanbul uyumaz sevgilim
Gözlerini üzerimize dikmiş
Belki o çok güzel gözlerinin anısını alıp karşıma itiraf etmeliydim
Yıkık dökük bir bina gibi
Son çivisi de çıkmış dünya
Hiç ısıtmayan güneş
Duymadığın o ses
Dokunmadığın o ten
Ve ben
Bir fotoğraf karesinde
Yüzünü yeniden güldüren
Balkanlar gibiyim yüreğinde şimdi
Gitsen ne bulacağın belli
Gitmesen içindeki ukte
Oysa bir bilete bakıyor işim
Ansızın avuçlarına bırakılan bir bilete.


8 Kasım 2017 Çarşamba

İstanbul Seyretsin Bizi

Bir alacalı resmin, sol köşesinde kalmış hatıralardan daha acı ne olabilir?
Düşündüm de
Seninle bir akşamüstü çay içebiliriz.

İstanbul seyretsin bizi saatlerce.
Gökyüzü baksın gözlerine benim gibi
Ki öğrensin
Bahar nasıl gelirmiş bir kere güneşi sevince.