Emre Bektaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Emre Bektaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ağustos 2017 Pazar

Vurgun

Bir vurgun var yüreğimde 
Bir huzursuzluk 
Tatmin olmuyorum yazılanlardan 
Es geçmek gerekiyormuş 
Ve vazgeçmek yârdan 
Açık yaralarıma dudaklarını bastım 
Bakışlarını kattım gecelerime 
Sonra her birini çaldım kendimden
Uzaklaştım 
Yalnızlık mesken tuttu yüreğimi 
Şiirler yakama yapıştı 
Gecelerce uyumadım 
Kimse bilmedi nedenini 
Şarkılara sığındım 
O büyük şairleri anlıyorum yavaş yavaş 
Erken yaşta 
En güzel şiirlerini de almışlar yanlarına 
Yazılmamışlarla gömülmüşler toprağa 

Bir tek sen varsın dedim kendime 
Bir tabak daha koydum kendime 
Ben ne ettiysem kendime
Ama gidemiyorum da kendimden




8 Ağustos 2017 Salı

İyi Hissettiğim Anlar

Önce çayı alıp dudağımın kenarına
Gökyüzüne dikerim öksüz bakışlarımı
Sessizdir gökyüzü
Bir sürü sır saklar
Gamlıdır gökyüzü
Deniz ne ise
Gökyüzü de odur
Sırdaştır
Dosttur
Ay vardır
Denizdeki hiçbir şeye benzemez
İzlerim
İçimi huzur kaplar
Ben gökyüzüne bakarım iyi olmak isteyince
Bir de müzik açık olur mutlaka
Bu bir keyif değil
Öyle olsaydı daha farklı olurdum
Şiir yazıyor olmazdım
Ama bu gece
En güzel tarafını seçtim insanlığımın
Duygularımı özgür bıraktım
En az gökyüzü kadar keder dolu yüreğimi
Avuçlarımın arasına alıp yüzüme sürdüm
Üzgünüm
Bana iyi gelen şeyleri
Bir başkasından bekledim
Ben çok üzdüm kendimi
Bunun yok bir özrü

Yıldızlar ne de çok
Ama sohbet etmiyorlar birbirleriyle
Çünkü kapkaranlıktır gökyüzü
Dedim ya
Bir ay vardır
Aydınlatır
Ama yıldızlara yetmez
Yetemez işte
Ben de yetemedim insanlara
Kendime de öyle
O halde göğe bakalım
Bu şiir tekil ama
Ben göğe bakayım
Siz insanların yüzlerine
Huzur bulduğunuz her neyse ona bakın
Ben her gece olduğu gibi
Göğe bakayım
Gökyüzüne

Ay uzanırken dizimde
Saçlarını okşuyorum



4 Ağustos 2017 Cuma

Yerimde Sayıyorum, Bu Benim Seçimim

Sığ suları mesken edindim
Başka bir savunmam yok
Ama inanın ben öyle bir adam değilim
Ne bildiğiniz 
Ne de tahmin ettiğiniz gibi
Ben hâlâ kendimden bile gizliyim
Başka bir cezam yok
Heyecanım baki
Hâlâ heyecanla okuyorum şiirlerimi
Ölmedim 
Henüz değil yani
Daha şiirlerimin ekmeğini yiyeceğim 
Daha çok şiir yazabilmek için 
Ben daha nice geceye teslim edeceğim kendimi 

Kaskatı yürekleriniz ne de çok sevdi beni 
Yaşça büyüktünüz 
Yaşanmışlığım ağır geldi 
Ben kimsenin taşıyamayacağı bir vebalim 
Bunu kabul ettim 
Ve yine aynı noktadayım 
Hep aynı noktada kalmayı seçtiğim için 
Güçlüyüm 
Öyle dediniz 
O gücü köreltmeyeceğim 
Bir gün şair olacağım 
Belki de bir şiir
Ama ben hep aynı yerde sayan o adam olacağım 
Çünkü ben olmak 
Kanımda dolaşan zehir 
Ama sen 
Ben olma 
Git sigara dumanına boğulmuş bir adamın dudaklarına 
Yüreği sevgilerden aşınmış bir kadının koynuna
Git 
Yeter ki benden uzaklaş 
Acılar sarmaşık misali ömrüme dolandığında 
Yoktunuz
Ellerim soğuk demirleri tuttu
Güçten yoksundum 
Belki karşılaşırız bir başka hayatta
Çünkü yoruldum 
İtiraf ediyorum kendime 
Çünkü elimde kalmadı benden başka 
Onu da kaybedemem 
İçim alev aldı vicdanımdan
Hiç bitmesin istediğim bu şiirde bile 
Ben dikildim karşıma



2 Ağustos 2017 Çarşamba

Blogger'ın Filtresiz Yüzü



   

     1- Blogger nasıl bir yer?

  Blogger, insanların ilgi alanları doğrultusunda yazılar yazdıkları yerdir. Çoğu sitede blogger online günlük olarak da tanıtılır ama Türkiye'de bu amaçla kullanan insan azınlıkta.

      2-Blogger'a katılmak bana ne katar?

  Blogger insanlardan beğeni aldıkça yazmanı ve araştırmanı teşvik eder. Kalemin güçlenir tabi potansiyelin varsa!

      3-Blogger'daki insanlar nasıl?

    Şöyle söyleyeyim; Blogger'daki insanlar klasik sosyal medya hastaları ve yazarlar olarak ikiye ayrılır.

       4-Peki bunları nasıl ayırt edeceğim?

      Bir blogger olmadan bunu görmek kolay değil. O yüzden yaşayarak öğreneceksin. Ama ben yine de bu iki grubun tipik özelliklerinden bahsedeyim.
Klasik Sosyal Medya Hastaları (KSMH) : KSMH'ler sen blogger olduğun ilk gün damlarlar. Tek dertleri yorum almak, pohpohlanmak ve takipçi kazanmak. "Aramıza hoş geldin bloguma da beklerim vb." ifadelerle seni ağlarına düşürürler. Sen de ilk yorumu aldım diye mutlu olup onların yazılarına hücum edersin ve bu karşılıklı olduğu için uzun süre devam eder. Fakat unutma ki muhteşem yazılar yazıyor olsan bile  sen yorum yapmadıkça yorum yapmazlar hatta yazı yazdığını fark etmezler bile.Bunlar niyetini açıkça ifade eden KSMH'lerdir ve bunları teşhis etmek en kolayı. Bir de gizli KSMH'ler vardır. Bunlar ise yine yorumlarla seni avlarlar. Fakat daha tecrübelidirler. Samimi bir dil kullanırlar. Sen onlara derdini açacak kadar yakın hissedersin kendini.
Not: Bu notu yazmalıyım. Bu açık bir hicivdir. Yaşamadığım şeyleri yazmak bana göre değil. Lütfen üzerinize alın. Ben maskeleriniz olmadan görebiliyorum sizi. Bir an önce değişin değerli blog yazarları insanlara yalan samimiyet göstermeyin. Şiir sevmiyorsan bloguma yorum yapma yani ya da okumadıysan. 

Sizlere bu yazılanlar havada kalıyor olabilir. Ben şunu yaşadım. Bir gün acılarımın beslediği bir şiirin altına "Güzel fotoğraf seçimi." yorumunu aldım. Hayır keşke şiiri okumuş gibi yorum yapsaydı. :)

    Uzatmayayım. Karşılaşacağınız diğer blogger tipi ise Yazarlar'dır.
Yazarlar: Bu platformun kendi işinde gücünde insanlarıdır. Çoğu gerçekten çok iyi yazardır ve çoğu da bu yoldadır. Her yerde yorum yaptıklarını göremezsiniz. Çünkü her yazıya zıplamazlar. Fenomenlik peşinde değillerdir. Zaten bu yazarlardan iletişime geçtiğim ve ortak projelere girdiğim insanlar da var.
Blogger, güzel bir platform. Her türden insan var. Yani sizi kandırmaya çalışan da arkadaş olmaya çalışan da.

Bugün Blogger'a dönüşümü duyurduğum bir yazı daha yazdım aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz. Bu yazıyı da paylaşıp herkese ulaşmasını ve Blogger'ın temizlenmesini sağlayabilirsiniz.

Blogger'a Dönüş yazım için tıklayınız.

Blogger'a Dönüş




 Değerli blog yazarları, beni tanıyan ve tanımayan herkese selam. Çok uzun zaman oldu. Yakın zamanda bir şiir paylaşmış olsam bile, aktif duruma ne zaman geçerim bilemiyordum. Dün geceye kadar da bilmiyordum. Dün benim çokça şiir yazdığım bir gündü. İlham perisinin uzattığım eli tuttuğu bir gündü. Yeniden kendimi keşfettiğim ve ilgi alanlarım hakkında okumalar yaptığım bir gündü. Peki bunun burayla ne alakası var? Ben ilk blog yazımı 31.07.2015'te  yazdım. Yeni arkadaşlar, eski topraklar ve geçip giderken uğrayanlar... Blog yazdığım ilk günden bugüne kadar öyle çok şey değişti ki. Burada kazandığım dostluklar da oldu. Biri bana blog yazmaya başlasam mı diye sorsa, tereddüt etmeden evet derim. Blogger'da karşılaşacağı şeyleri ve nasıl yükseleceğini de anlattıktan sonra tabi ki. Bugün yazacağım ikinci bir yazının da linkini bu yazının sonuna ekleyeceğim. O yazıda  yeni başlayacak bloggerlara Blogger'ı gerçek yüzüyle anlatacağım. Yeni şiirler ve araştırma yazılarımı paylaşmaya tekrardan başlıyorum Yakın zamanda da bir mim yapacağım takipte kalın dostlarım ve paylaşarak bana destek olun. Teşekkür ederim. :)

Blogger'ın Filtresiz Yüzü yazım için tıklayınız.


11 Temmuz 2017 Salı

Yemin

Sayıyorum saatleri
Hatrım duvarda asılı kaldı
Dizlerimiz çürüyene kadar koşacaktık
Emeklerken kaybettik aşkı
Suratıma çarptığın günahların canımı yaktı
Ve bilirim affetmeyecek tanrı beni
Ne dün ne bugün ne yarın
Sahi
Ne ara kaybettim aklımı

Uzaklaştım
Ben şiir sıkıyorum gecelere
Hep yalnızdım
Yalnızlığım pekişiyor git gide

Gitti giden
Ben kalan olmayı seçtim
Sevdim belki de
Kalemin belini kırdım bu kez
Yemin olsun
 Bir daha mühürlenmiş dilimden adın düşmeyecek


2 Temmuz 2017 Pazar

Bu Kadarım

Sarp uçurumlara teslim ettim hayallerimi
Düştü umutlarım, kaskatıyım şimdi

Yalnızdım
Bir de sen yalnız bırakmışsın beni

Hiçbir şey değişmemiş
Aynada hala yıllar önceki halim
Benimle alay ediyor sırtladığım cümlelerim

İzmariti yastık olmuş sigaralarımı
Tüketmedim, tüketmeden öleceğim
Donuk gecelerin gebe olduğu hüzünlü saatleri terk ettiğimde kutlamıştım zaferimi
Bu yalnızca yenilgilerimin arefesiymiş

Hani esir değildim ya bu hayata
Yalanmış bu
Yalın şiirlerimin etkisiymiş


18 Haziran 2017 Pazar

Yasak


Anlatamıyorum
Göğü boyamışlar kızıla
Bulutlar ikiye ayrılmış
Yer kayıyor ayaklarımın altından
Güneş uzak canlılığından
Konuşamıyorum
Dudaklarım bağlı urganla
Şiirler yüreğimi delecek gibi oluyor
İsyan var
Ha bugün ha yarın diye geçiyor ömür
Ölüme çeyrek var
Sevişmek günah
Sevmek yasak
Tanrı kazanç vermiyor
Kaybediyorum ilahi güç karşısında
Konuşsam günah
Sussam yasak
Bedenim kayıyor avuçlarımdan
Tanrım sen de yalnız bıraktıysan
Kimden medet umucam
Biliyorum yok böyle bir ihtimal
Ama bir ses versen bana
Bedenim sarsılacak
Göğsüm parçalanacak belki ama
Sana ihtiyacım var

1 Şubat 2017 Çarşamba

O Zamanlar

Dizlerim yara dönerdim eve
Çamura bulanmış ellerimle
Avuçlarımda taşırdım masumiyeti
Gözümdeki yaşları silip
Ne ağlardım ama
İç geçire geçire
Hani görsen
Yoklardın yüreğini
O zamanlar tadı vardı esen rüzgarın
Koşturmanın
Amansızca ter atıp,hasta olmanın bile
O zamanlar
Değeri yoktu zamanın
Canım yanmazdı
Ama çokça acırdı haliyle
Çok kişi vardı etrafımda
Çoğunu tanımazdım
Onlar çoğu olarak kaldı
Ben,büyüdüm sanırım.




25 Ocak 2017 Çarşamba

Hüzün Bulutları


Salıncağımın ipi kopunca düştüm günahlara
Sarıldım
Koca bir boşluğa
Buhran gibi çöktü üzerime
Sakallarımın kızılında güneş,zifiri akşamlarda
Ellerimin titrekliği anımsatıyor
Yarından tezi yok vazgeçeceğim
Bu böyle sürmez
Nasıl bir mevsim ki bu,yeli bir beni sürüklüyor
Acı acı çalıyor kulağıma sesin
Yitiriyorum aklımı
Üzerime serptiğin hüzün bulutları çırılçıplak şimdi
Paramparça,yıkık dökük,yarım
Adı yok bu yaşadığımın
Tarifi de
Hem bu devirde şair mi olunurmuş
Sen cevabını ver kadın
Saklama
Hem her gece bir dost gibi yanı başımda
Hem bir ana gözyaşlarınla
Yok muydun herkesten çok?
Sen cevap ver kadın
Çok sevilmez mi bu devirde?
Gözlerinin içine bakıp
Uçurum gördüğünde
Koşmak istercesine
Sevilmez misin be kadın?
Tuttuğumda ellerinden
Sen söyle
Hakkını verdik mi ahını aldıklarımızın?

19 Ocak 2017 Perşembe

SATIRARASI MİM#3



Merhabalar:)
Uzun zaman oldu gerçekten de. Okul ve birkaç özel koşuşturma içinde pek sizlerle olamadım.
Burası benim için emek kokuyor. Eminim her blogger için blogu öyledir. Lafı çok uzatmadan daha önce seri halinde devam etmesine karar verdiğim mim yazılarımı okumayanlar için aşağıda link halinde bırakacağım. Artık blogumun bir parçası olmuş SATIRARASI MİM serisinin üçüncüsüne geçiyorum. 

1-) Bugüne kadar bloguna gelmiş, seni en çok etkileyen (hayal kırıklığına uğratan ya da çok mutlu eden) yorumu paylaşır mısın ?
Ben yorum sahiplerine minnetimi ileterek birkaç tanesini yazacağım :) 

"Kelimeleri öyle bir kullanıyorsun ki okuduğum an farklı hissediyorum, farklı düşünüyorum. Yazdıkların beni eskiye götürüyor içimin titrediği günlere... Düşünmeden, içimden geldiğince, duyguların benden kağıtlara aktığı günlere... 
 İyi ki tekrar bu duyguları hissettiriyorsun.
İyi ki burdasın ve yazıyorsun. 
İyi ki varsın..." Blog yazmak böyle bir yorum alınca bir başka güzel oldu benim için. Yorum sahibi "Ben Bir Deli Çocuk"

"Yaşamla ölüm arasında uzun bir yoldur yasam; sona geldiğinde ne kadar da kısa olduğu anlaşılan... Yasama çok daha fazla sevgi sigdirmaliyiz." Yorum sahibi " Mustafa Sönmez"

"Bir kaç satıra yüklenmiş onca duygu. İşte senin farkın bu Emre. Sevgiler oğlum :)" Yorum sahibi " Ece Evren"
Daha birçok yorum var fakat bloguma aldığım ilk yorum ile birlikte bu soruyu geçeceğim :)

   "Yüreğinize sağlık çok güzel" Yorum sahibi "Berika'nın Günlüğü"


2-) Okuduğunda seni günlerce etkisi altına alan kitap var mı ? Varsa hangisidir?  
   
Evet var tabi ki :) Çok sevdiğim bir yazar olan Jack London'dan "Martin Eden".
                       
3-)   Hayatında dönüm noktası olduğuna inandığın bir gün,an ya da yıl var mı ?   

Var. Pek tatlı bir an değil açıkçası. Ölümü hissettiğim an var. Ardından geçirdiğim haftalar ve o yıl hayatımın dönüm noktası. Eğer o yıl ayakta duramasaydım bugün bunları yazamazdım sizlere.

GÖRSELİN KULLANILMASI ZORUNLUDUR. LÜTFEN HASSASİYET GÖSTERİP SİZ DE BUNU BELİRTİN.
Yine hiç tanımadığım uğramadığım bloglara kadar ulaşır ımarım bu mim  de :) Umarım bu kez insanlar "Neymiş ya bu satır arası ? " derler ve buraya gelirler :)      Böyle böyle keşfederiz umarım birbirimizi:) Sorular ve cevapları kısa,lütfen katılın ve beni haberdar edin:) Sevgiler :)





2 Ocak 2017 Pazartesi

Böyle Gecelerde

Kurak gözlere hasret yürekler ölür böyle gecelerde
Hani tat vermezken her defasında iştahla yediğin o yemek

İçten içe sarsıcı depremlere gebe dudağından dökülenler
Harabeden farkım yok böyle gecelerde
Hayalini kurduğun o balkonlu ev gibi
Toz dumanım böyle gecelerde

Yolculuklar yapıyorum
Ben böyle miydim sahiden ?
Uzaklaşıyorum kendimden
Yağmurlar yakıyor tenimi
Artık günaha giremiyor yüreğim
Ben kaçıyorum kendimden



31 Aralık 2016 Cumartesi

Uyku Tutmuyor Üstelik

Karanlıkta kaldı komşunun balkonu
Ve ay vurmuyor bu gece bu şehre
Uyku tutmuyor üstelik
Hani olsan
Sokulup beni benden alan o kokuna
Sabahı beklerdim
Ama uyku tutmuyor
Şehir üşütüyor
Üstüme titriyor günahlarım
Perdeyi kapatınca geçer sandım
Her şey daha da yitti
Uyku da tutmuyor üstelik
Çay bitmiş
Ben kaç gün olmuş
Unutmuşum bardağı
Ve sıcak bir çayın tadını
Sen olsaydın böyle olmazdı
Kitap da bitmiş
Ayracı kokunu taşıyan o bitmek bilmeyen kitap da bitmiş
Her yanına dağılmışım evin
Huzur terk etmiş
Uyku tutmuyor üstelik beni
Sen olsaydın
Bu böyle sürmezdi
Sarılıp sıcacık gülüşünle
Unuttururdun her şeyi
Seni özledim
Ve beni bu yüzden
Uyku tutmuyor üstelik


18 Aralık 2016 Pazar

Sesine Kapıldım

Sesine kapıldım ben
Yeline
Hüzünlü anlarında dudaklarından çıkan bir cümleye
Neşene kapıldım ben
Gözlerine
Çocuksu sevincine
Dününe kapıldım ben
Bu gününe
Yarınındaki cümlene
Senin yüz kıvrımlarına kapıldım ben
Bir ömür yüzünde
Sırf ben varım diye
Var olsun istediğim tebessümün izlerine
Yüreğim yüreğine eşlik ederken
Sen bakma o hallerine
Bir çocuk ne kadar heyecandan uzak olabilir ki  hayallerini izlerken ?



5 Aralık 2016 Pazartesi

Sarı Buluttan Dökülen Yağmur Müjdeledi

Sual
Neden
Karanlık gece
Gönül telime değme gitsin
Sevme benden başka bir günahı
Sarıl bileklerime
Uçurumdayım
Bu yük bana hayli ağır
Belki bir gün bambaşka bir sabaha uyanırız Belki umutlanırız devrim çocukları gibi
Çocuk gibi
Öyle ya
Belki hala mümkündür insanca yaşamak
Umut etmek doyasıya
Ve dudakların kanayana kadar sevişmek
Ölümden bir kadınla
Her gün parça parça edip kitapları
Doğruları yakıp
Hakikati yok edeceğini zannetmek
Annemden öğrendim
Kadın dediğin adam eder çocuğu
Hatta bazen koca yaşında
Bazen cümle kuramazsın
Boğazındaki düğümle verdiğin savaşta
Tek kelime yeterdi oysa
Umut
Hasret kaldım duymaya


Sokaklara çıkarız bir gün
Özgürlüğün tadını çıkarmak için
İç çekip bir yarın ısmarlarız
Yol arkadaşlarımıza bakıp
Minnet bağışlarız
Yüzlerini kan revan bir savaş alanından ayırıp
Bir gün soyunursa  herkes maskesini
Ancak o gün kabulümdür
Ancak o gün
Yakabilir tanrı beni

2 Aralık 2016 Cuma

Uçurum

Başım dik
Göğe değecek nerdeyse
Benden uzak olduğun her yer
"Yani her nerdeysen."
Çık gel
Ört nefesini üstüme
Kurtar bu kısır döngüden
Kelimeler kifayetinden soyutlanınca
Kollarımı sıvadım ben de
Dövüşeceğim
Fakat kaybeden bir daha umut beslemeyecek
Bana söz ver
Birkaç bahar beklemeyeceğiz
Göğsünde uyut beni
Yüzüme yüzüme çarpsın kalbin
Kokun essin yüzünün yamaçlarından
Ki
Bir daha başka yüreğin uçurumuna düşmeyeyim






28 Kasım 2016 Pazartesi

Kitap Okuyarak Ruhu Beslemek

  Uzunca bir aradan sonra kitap okumaya tekrar başladım. Kısacası vaktimi hep boşa harcadım bunca zaman. Kitap okumaya başladıktan sonra fark ettim bunu. Oysa hep aklımda iken kitap okumak,hiç başlayamadım. Bu konuda herhangi bir sebep benim için bahaneden başka bir şey sayılmaz. Kendimce kitap okumanın faydalarından bahsedeceğim.


  Öncelikle seçeceğiniz kitap,ilgileriniz doğrultusunda olmalı. Aksi takdirde okumak eziyet haline gelir. Tabi her şeyden önce neden kitap okumak istediğinizi kararlaştırın . Merak ettiğiniz ve öğrenmek istediğiniz konular hakkında mı okuyacaksınız ? Herkes bu kitabı okudu çok popüler diye mi ? Sırf birisi önerdi okumazsanız ayıp olur diye mi okuyacaksınız ?  Önce buna karar verin. Tabi ki kendinize dürüst olarak. Ancak bu sekilde,ne istediğinizi bilerek, okursanız okumak size bir şeyler katar. Bence teknoloji ile birlikte kitap okuma alışkanlığı kaybolmaya yüz tuttu. Toplumdaki gözlemlerime dayanarak söylüyorum bunu. Siz otobüste,minibuste,metroda yahut etrafınızda kitap okuyan insan görebiliyor musunuz ? Bence bunun cevabı görüşümü destekler nitelikte. Ya da kim bir diğerine kitap hediye ediyor artık? Peki aileler çocuklarına son çıkan bir telefon yerine kitap hediye etse o çocuk mutlu olur mu ? Adapte olup bu sisteme fazlasıyla unutmuşuz çoğu güzel şeyi. Her bilgi bir tık ötede. Bundandır insanlar kitap karıştırmak denen bir şeyi yok etmeye başladı.


  Kitap okuyunca geçen saatlerin bana bir şeyler kattığını ve zamanın boşa geçmediğini hissediyorum. Benimle aynı görüşteyseniz hemen şimdi bir kitap okumaya başlayın. Çünkü bir toplum okudukça fikir ve farkındalık sahibi olur. Güzel günlere uyanmamız dileğiyle.

Mehmet Emre Bektaş

24 Kasım 2016 Perşembe

Sen,Sen Ol;Gitme

Kalıyorum kendime her hikayenin sonunda .
Yani her kitap bitiyor bir gün .
Dibime çöküyorum sensizliğin buğusundan. 
Tanrıyla yüz yüze geliyorum sana koşarken.
 Henüz erken ama değil mi ?
Bana gökyüzünden bir parçanı ver.
  Sana bağışla beni .
 Azat et bu  sürgünden.
 Sesine kulak verip sağır olduğum her insanla yüzleşeceğim er geç.
 Sen, duvarlara çarptığım yüzüme nispet , gitme .


21 Kasım 2016 Pazartesi

Ceket

İçimde cirit atıyor günahsız çocuklar
Top oynuyorlar
Değiyorum gözlerine güneşten kaçarken
Zor oluyor ama
Güneş tepede
Bizi izliyor hayranlıkla
Sonra yağmur kokulu ceketim geliyor aklıma
Onu unutuyorum hep böyle günlerde
Yazık
Eskiyecek güneş yüzü göremeden
Yırtık ayakkabım var bir de
Bir ders arasında düşen tabanını sürte sürte eve gittiğim
Yenisini beklediğim
Hep isteyip hiç giyemediğim ayakkabılar gibi değildi en azından
Adam gibi son anına kadar durdu benimle onlar
Şiir karaladığım defterlere sıkıştırdığım birkaç parça kâğıtta yazılıydı aslında en güzel şiirlerim
En güzellerini müsveddelere hapsettim
Okuyan olmadı
Ne onları ne defterdekileri
Daha çok yazdım
Üşüdüm sonra
Soğuğa siper ettim şiirlerimi
Omuzlarımda yükü olan çantamdı yalnızca
Hayallerim bulut gibi sırtımda
Gözlerimi deviriyordum masum çocukların çığlıklarına
Sonra ölüyordum onların yerine
Ben yine de
Hiç vazgeçmedim kendimden


9 Kasım 2016 Çarşamba

Bir öğlen vaktinin orta yerinde

Su olup karışıyorum tenine
Elimden gelen bu olsa gerek
Fazlasına meyledemiyorum 
Sıyrılıyorum gökyüzünün ahenginden 
Gel 
Gel ki sona ersin bu eziyet
Sen tenime karışana dek 
Yaşlanacağım